![]() Vedat Yazıcı kitapta "bir yıllık yaşantısının özetini" verirken kimi zaman öğretici, eleştirel, gözlemci ve izlenimci, kimi zaman da lirik bir tarz kullanıyor. Aynca bazı mektuplarda yaşadıklarını, yazdıklarını ve duygularını vurgulamak için şairlerden ve yazarlardan alıntılar yapıyor. Martıya Mektuplar her ne kadar "bir yıllık yaşantının özeti" diye nitelendirilse de tek tek her mektup yaşanan anlara geniş yer veriyor. Yazar, evinden, iş yerinden, katıldığı edebiyat toplantılarından, çıktığı yolculuklardan, martıya mektuplar gönderiyor; onu yaşadığı anlardan haberdar ediyor. Martıya Mektuplar, birincisi edebiyat, ikincisi günlük yaşantı olmak üzere iki koldan ilerliyor. Edebiyatla ilgili olarak Yazıcı, iki konu üzerinde duruyor: dil ve edebiyat dergileri. Yazar, Türkçenin yanlış kullanımlar yüzünden bozulmasını, kendi dilimiz dururken yabancı dillerden sözcükler alınmasını yeriyor. Ele aldığı kitaplarda, gazetelerdeki köşe yazılarında, dergilerde, televizyon izlencelerindeki anlatım bozukluklarını, yanlış kullanımları bulguluyor ve ısrarla eleştiriyor. Bir mektubunda Mavideniz ülkesindeki düşsel martıya `Trafik kazalarına önlem aranırken dil kazalarını da düşünsek mi?`diye sesleniyor (9). Yazarın edebiyatla ilgili mektuplarının birçoğunda Türkiye’deki dergilerden bahsediliyor. Yazıcı, 'sanatın nabzı İstanbul’da atmaktadır' şeklindeki baskın düşünceye karşı çıkarak Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde yayın yaşamını sürdüren dergilerle ilgileniyor. Onların daha uzun yaşayabilmeleri, seslerini uzaklara duyurabilmeleri için neler yapılabileceği konusunda çözümler öneriyor. Martıya Mektuplar, Cahit Uçuk ve Halikarnas Balıçısı gibi edebi kişilikler ile Yazıcı’nın okuduğu kitaplar hakkındaki izlenimlerini de içeriyor. Yazar, Anadolu’daki çeşitli sanat etkinlikleriyle, tatillerde karşılaştığı sıcak, içten insanlarla, doğa ve çiçeklerle de yakından ilgileniyor. Bir yazarın yaşantısını lirik bir anlatımla aktarmayı amaçlayan Martıya Mektuplar, kanatlarını açmış, okuyucularını bekliyor. Ali Akgün |